REHBERLİK SERVİSİ

                                                 REHBERLİK SERVİSİ       

                            Bireyin kendisini anlaması, problemlerini çözmesi, gerçekçi

kararlar alması,kapasitesini kendine en uygun seviyede geliştirmesi, çevresiyle

dengeli vesağlıklı bir uyum sağlaması ve böylece kendini gerçekleştirmesi için psikolojik

danışma ve rehberlik servisimiz aktif olarak çalışmaktadır. Psikolojik danışma

ve rehberlik  okulun  eğitim programınınayrılmaz ve tamamlayıcı

bir yanını oluşturur. Rehberlik çalışmalarında okulun bütün yönetici, uzman

ve öğretim personelinin yüklenecekleri görev ve sorumluluklarının bilincinde ve

rehberlik servisininorganizesinde çalışmaktadır.

               Psikolojik Danışma ve rehberlik servisi:


*          Oryantasyon (okula alıştırma) programı yürütür ve okulumuza yeni

katılan her bireyin kısa sürede okulun tam bir üyesi olmasını sağlar.

*          Psikolojik danışma servisi öğrencilerin daha iyi bir eğitim alabilmesi

için onları her yönü ile tanımaya çalışır. Bunun için uygun araç ve teknikleri

kullanır.

*          Psikolojik danışma servisi  öğrencilerin derslerinde ve sınavlarda

başarılı olabilmeleri için gerekeneğitsel bilgileri öğrencilerle paylaşma adına

seminerlervermektedir.

*          Psikolojik danışma servisi, öğrencilerin gelişim dönemlerini takip

etmekte ve bu dönemleri hakkında öğrenci ve velilerimiz bilgilendirilmektedir.*       

  Psikolojik danışma servisi, öğrencilerimiz daha iyi bir

birey olabilmeleri için velilerimize seminerler vermektedir. Her yıl alanında

uzman kişilerin katıldığı ana-baba okulları düzenlenmektedir.

*          Psikolojik danışma servisi, velilerimizi psikolojik danışma ve rehberlik

adına bu alandaki bilgileri paylaşmak için veli bültenleri hazırlanıp velilerimize

sunmaktadır.

*          Psikolojik danışma servisi, mezunlarımızı  kişiliklerine ve kapasitesine

en uygun olan kurumlara yönlendirip o kurumlarda takip etmektedir.
*       Velilerimiz ile yapacağımız iş birliği bizler için çok değerlidir.
 

                             PSİKOLOJİK DANIŞMANIN ROLÜ 
Okulumuzdaki Psikolojik Danışman, öğrencilerimize aşağıdaki konularda yaş
seviyelerine ve ihtiyaçlara uygun şekilde yardımcı olurlar:

  • Akademik gelişim
  • Ders çalışma becerileri
  • Duygusal, sosyal gelişim
  • Arkadaş ilişkileri
  • Aile içi iletişim
  • İlgi alanları ve yeteneklerin fark edilmesi
  • Geleceği planlanma
  • Mesleki yönlendirme  
AMACIMIZ Öğrencilerimizin;

  • Kendilerini tanımaları
  • İlgi ve yeteneklerinin farkına varmaları
  • İlgi ve yetenekleri doğrultusunda
    kendilerini geliştirmeleri
  • Bilişsel, sosyal ve duygusal açıdan sağlıklı
    birer birey olmaları
  • İletişim kurma ve sorun çözme becerilerini
    geliştirmeleri
  • Eğitim imkanları ve meslekler ile ilgili bilgi
    sahibi olmaları
  • Liseleri  tanımaları

 İLKELERİMİZ
  • Gizlilik
  • İşbirliği
  • Süreklilik
  • Güven
  • Gönüllülük
  • Kişi haklarına saygı
  • Bireysel farklılıklara saygı
 

 

     DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE
                                BOZUKLUĞU
                                    (DEHB)
 

      Son 25-30 yıldır Çocuk Psikiyatrisi kliniklerinde dikkat

eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tanısı popülaritesini

korumaktadır.  Tarihsel süreç içinde minimal

beyin disfonksiyonu, hiperkinezi, hiperkinetik sendromu ve

hiperaktiviteli dikkat

eksikliği sendromu gibi farklı isimlerler ele alınmış, son sınıflama sisteminde ise

dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olarak tanımlanmıştır.

         DEHB tanımı ile yukarıda sayılan tanımlar arasında belirgin farklılıkların olduğu
bir gerçektir. Günümüzde DEHB alt tipleri tarif edilerek tanısal yaklaşım sınırları
genişletilmiştir.
   DEHB çocuklu çağının en önemli psikiyatrik sorunlarının başında
gelir. Aileyi, okulu ve toplumu ilgilendiren yönleriyle ve geniş anlamıyla bir eğitim ve
öğretim sorunudur. Sorunun erken teşhisinde tedaviden elde edilen sonuçların yüz
güldürücü olması hiperaktivitenin sağlık ve eğitim alanında çalışanlar tarafından mutlak
bilinmesi gerekli konular arasında yer alması gerçeğini göstermektedir.
   Dikkat
eksikliği hiperaktivite bozukluğu, Aşırıhareketlilik, Dikkateksikliğive  İmpulsivite olarak
sınıflandırılabilen üç temel belirti kümesinden oluşur. 

           AŞIRI HAREKETLİLİK (HİPERAKTİVİTE) 

            Aslında her çocuğun hareketli olması beklenir. Çocuk koşar, düşer ve gürültü
çıkararak oynar. Bunların hepsi doğal karşılanabilir. Ancak DEHB’da ise çocuğun
hareketliği aşırıdır ve yaşıtlarıyla kıyaslandığında farklılık hemen anlaşılır. Genellikle bu
çocuklar bir motor tarafından sürülüyormuş gibi sürekli hareket halindedirler. Bitmek
tükenmek bilmeyen  bir enerjileri vardır. Yükseklere tırmanır, koltuk tepelerinde gezer,
ev içinde koşuşturur ve dur sözünden anlamazlar. Sakin bir şeklide oynamayı beceremez,
bir süre sakin bir şekilde oturamazlar. Oturmaları gereken durumlarda ise elleri ayakları
kıpır kıpırdır. Çok konuşur, iki kişi konuşurken sık sık lafa girerler. Masanın başında
oturamaz, dolayısıyla derslerini uygun mekanlarda çalışamazlar.

                                         DİKKAT EKSİKLİĞİ 

           Çocukta dikkat kusuru özellikle eğitim hayatının başlamasıyla belirgin hale gelir.
Okul öncesi dönemde de her şeyden çabuk sıkılan ve bıkan bu çocuklar, oyuncaklardan
dahi sıkılıp kısa bir süre sonra onları parçalamayı tercih ederler. Okulun başlamasıyla
birlikte öğrenmeye karşı ilgisizdirler. Ödev yapmayı sevmez, anne/baba ve öğretmenin
zoruyla ödev yaparlar. Ödevleri yapmakta hayli zorlanırlar. Masanın başına oturamaz,
otursalar dahi çeşitli bahaneler uydurarak (tuvalete gitme, su içme gibi) sık sık masa
başından kalkarlar. 

           Anne /babayı ders çalışırken sürekli yanlarında isterler. Üzerine aldıkları bir
işi sürekli bitirmekte zorlanır, bir işi bitirmeden hemen diğerine geçerler. Kendileriyle
konuşulduğunda sanki konuşanı dinlemiyormuş görüntüsü verirler. Bir komutu birkaç
defa söyledikten sonra yerine getirirler.
  Sınıfta dersi takip etmedikleri gözlenir.
Dışarıdan gelen uyarılarla hemen dikkatleri dağılır.  Ders dışı işlerle fazlaca ilgilenir,
elindeki kalem, defter ve oyuncak gibi malzemeyle uğraşır, dersi takip edemezler.
Derste sıkılmaları nedeniyle sınıfın dikkatini ve huzurunu bozacak davranışlar
sergileyebilirler. (derste konuşma, arkadaşlarına laf atma ve garip asker çıkarma gibi). 
 

              Okuma ve yazma kaliteleri yaşıtlarından kötü, defter düzeni ve yazıları
bozuk olabilir. Okurken sık hata yapabilir ve cümlenin sonunda kelime uydurmalarına
rastlanabilir. Unutkandırlar. Sınıfta sık eşya kaybetme yanında, iyi öğrendiklerini
düşündüğünüz bir  bilgiyi de çabuk unutabilirler. Kendilerine uygun bir çalışma düzeni
ve sistemi geliştiremezler. Okuma ve yazmayı genellikle sevmezler. Ders kitabı
okumanın yanında hikaye ve roman türü kitapları okumaya karşı da isteksizdirler. 

 
Yaşanan tüm bu öğrenme zorluklarına sınavlarda dikkatsizce yapılan hatalar eklenir.

            Sabırsızlıkları nedeniyle soruları hızlıca okuma, tam okumama ve yanlış
okumalara sık rastlanır. Bu nedenle çok iyi bildikleri bir soruyu dahi yanlış
cevaplayabilirler. Test sınavlarında çeldiricilere kolaylıkla kanarlar. Özellikle
ilkokula başladığı yıllarda sınav kağıdını öncelikle vermeyi marifet sayarlar.
Sonunda bilgileri ve bildiklerinden daha azı oranında not alırlar.
 Dikkat eksikliği
okul öncesi dönemde pek fark edilmeyebilir.

             Ancak bu çocukların bir kısmı ders dışı işlerde de çabuk sıkılma
belirtileri gösterirler. Zeka düzeyi iyi olan ve ek olarak özel öğrenme güçlüğü
olmayan çocuklar ilkokulun 3.ve 4.sınıflarına kadar derslerde sorun yaşamayabilirler.
Çalışmadıkları ve dersi iyi takip etmedikleri halde notları kötü olmayabilir.
Derslerin ağırlaşmasıyla birlikte başarıda ciddi düşüşler yaşanmaya başlanır.

 
Ev içinde günlük yapmaları gereken işler konusunda sorumluluk almak 
istemezler. Genellikle dağınıktırlar ve kurallardan hoşlanmazlar.

                             İMPULSİVİTE (DÜRTÜSELLİK)  

 Sonunu düşünmeden eyleme geçme olarak tarif edilebilecek olan impulsivite,
bu çocukların uyumlarını bozan en ciddi belirti kümesidir. Sabırsızlıkları, sırasını
beklemekte güçlük çekmeleri ve yönergeleri dinlemeleri tipik özellikleridir.
Sonuçta kendisi ve çevresindekiler için zararlı olabilecek fevri hareketleri ve sınır
tanımadaki zorlukları davranış sorunlarının ilk habercileri gibidir. Yaşıtlarıyla birlikte
olduklarında olaylara aşırı tepki vermeleri ve fiil ve sözle arkadaşlarını rahatsız
etmeleri nedeniyle toplum içinde istenmeyen adam ilan edilirler. 
 

                           ALT TİPLERİ 

           Önceleri dikkat eksikliği hiperaktivite tablosunun aynı yoğunlukta
bulundukları düşünülürdü. Oysa şimdi DEHB’nun farklı alt tipleri tariflenerek
tanısal yaklaşımlar yeniden düzenlenmiştir.
  

Dikkat eksikliği hiperaktiite BİLEŞİK TİP Klasik anlamda DEHB dendiğinde
anlaşılan bileşik tiptir. 
Dikkat eksikliği belirtilerinin yanında hiperaktivite belirtileri de bulunmaktadır.

 
Dikkat eksikliği hiperakitvite HİPERAKİTVİTE ve İMPULSİVİTENİN ÖNDE GELDİĞİ TİP 
Hiperakitvite ve impulsivite belirtileri belirgin iken eksikliği belirtileri daha az gözlenir.
Genellikle ders başarıları kötü değildir, ancak bulundukları ortamda hiperakitvite ve
impulsiviteleri nedeniyle uyum sorunu yaşarlar.
 
Dikkat eksikliği hiperakitvite DİKKATSİZLİĞİN  ÖNDE GELDİĞİ TİP
 
Dikkat eksikliği belirtileri belirgin iken hiperakitvite ve impulsivite belirtileri daha
az gözlenir. Genellikle ders başarıları iyi değildir, ancak hiperakitvite ve impulsiviteleri
belirgin olmadığından uyum sorunu yaşamazlar. 

    GÖRÜLME  YAŞI, CİNSLER ARASI FARK VE GÖRÜLME SIKLIĞI  

          Belirtilerin 7 yaşından önce başlaması gerekir. Genellikle 4-5 yaşlarında
belirtiler belirgin hale gelir. Ancak bir kısmı bebekliklerinden itibaren huysuzlukları
az uyumaları ve az yemeleri ile dikkat çekerler. Okul döneminin başlamasıyla
dikkat eksikliğine bağlı öğrenme sorunlarının gündeme gelmesi ve arkadaşlarla
olan sorunları aileyi tedirgin etmeye başlar. Ergenlik döneminde ise okul
başarısızlığı yanında davranış sorunları ve aileye karşı  gelişen tutumlar gözlenir.
Ergenlikte aşırı hareketsizlik azalır ve yerine çabuk sıkılma ve dikkat kusuru belirgin
olur.
 
Erkek çocuklarda kızlara oranla daha sık rastlanır. Erkek çocuklarda genellikle
hiperaktivite ve impulsivite belirtileri ön planda iken, kız çocuklarında daha çok dikkat
eksikliği belirgindir. DEHB her kültür ve toplumda görülen bir bozukluktur. Toplumda
görülme sıklığı farklı araştırmalarda
farklı sonuçlar elde edilmesine karşın yaklaşık
%5-6 gibidir.

             DEHB’NA EŞLİK EDEN DİĞER PSİKİYATRİK SORUNLAR

   DEHB çocuklarda karşı gelme bozukluğu ve davranım bozukluğu ile birlikte
görülebilir. Ayrıca, özel öğrenme güçlüğü sıklığı bu çocuklarda daha fazladır.
Özel öğrenme güçlüğü ile birlikte görüldüğünde ders başarısızlığı çok daha
belirgin hale gelir.

                                           NEDENLERİ  

          Son 15-20 yılda yapılan araştırmalar DEHB’nun organik kökenli
olduğu görüşünü hakim kılmıştır. Yeni araştırmalar beyin glikoz
metabolizmasındaki bozukluklar üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu çocukların
özgeçmişlerinde hamilelikte ilaca maruz kalma ve intra uterin infeksiyonlar,
zor doğum, düşük doğum ağırlığı,geçirilmiş M.S.S infeksiyonları dikkat çekmiştir.
Bozukluğun genetik geçişi üzerinde durulmuş ve bu çocukların 1.dereceden
akrabalarında DEHB oranı daha yüksek bulunmuştur. Kaotik alie yapısında
yetişen ve ağır ihmal ve tacize maruz kalan çocuklarda da DEHB belirtileri
gözlenebilmektedir
 

                      ÜLKEMİZDE HİPERAKTİVİTE

            Batı toplumlarında ve özellikle A.B.D’de DEHB tanısının fazlaca
konduğu tartışmaları sürerken, maalesef ülkemizde Çocuk Psikiyatristi
sayındaki yetersizlik bu çocuklardan önemli bir kısmının zamanında
gerekli tedavi programına alınmasını engellemektedir. Toplumumuzdaki
hiperaktivite konusunda yanlış ve eksik bilgilerin tedaviyi engelleyici veya
geciktirici  bir yanı vardır. Halk arasında DEHB belirtileri yanlış bir şekildi
üstün zekalı olma, şımarıklık, terbiyesizlik, tembellik ve huysuzluk gibi
terimlerle izah edilmeye çalışılır.

            Dolasıyla belirtileri görmezlikten gelmeden, şiddet uygulamaya
kadar geniş bir yelpazede çözüm aranır. Belirtileri bu sorunun yansımaları
olarak görmek yerine suçlu aramak ve sonunda çocuğu cezalandırmak
aslında en büyük çözümsüzlüğü üretmek demektir.
 Anne/babaların sürekli
birbirlerini suçlayarak, ‘adeta sorunun  nedeni ben değilim’ mesajını vermeye
çalışmaları, ev içindeki huzuru bozarak çocuğa ulaşmamızı daha da güçleştirir.
Başta eğitimciler olmak üzere çocukla ilgili her kesimin DEHB hakkında temel
bilgilere sahip olması gerekir. Toplumda yaygınlığı hiç de azımsanmayacak
oranda olan  bu sağlık ve eğitim sorunun erken teşhisi anne-baba-çocuk
üçgeninde oluşacak yanlış tutumların en aza indirilmesini sağlar. 
 

                           TEDAVİ  

                 Tedavinin ilk şartı, aile okul ve hekim arasında sıkı işbirliğidir.
Çünkü DEHB evde olduğu kadar okulda da sorun yaşanmasına neden olur.
Öğrenmeyle ilgili sorunlar yanında arkadaş ilişkilerinde yaşanan sorunlar ve
kurallara uyma güçlüğü aile ve okulun ortak ve sağlıklı yaklaşımlarıyla aşılabilir. 

Öncelikle ailenin hiperaktivite hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Çünkü çocukta
var olan sorunların nedenlerini başka yerlerde aramak, çözüm üretmeyi engellediği
  gibi, telafisi mümkün olmayan yanlış yaklaşımlar sergilenmesine neden olacaktır.
Çocukla olan ilişkimizi düzenleyebilmek için DEHB belirtilerini yanlış yorumlamamak
gerekir.

                    Çocuğun davranışlarını ya da derslerle ilgili zorluğunu yaramazlık ya
da tembellik olarak yorumlayan anne-babalar çocukla ilişkilerinin bozacak derecede
sürekli ceza verme eğilimindedirler. Oysa bu çocukların cezalardan pek anlamadıkları
kısa süre içinde görülecektir. Tedavide çocukla yeniden sağlıklı ilişki kurabilmenin yolları
aranır. Ailenin çocuğa yönelik tutumları gözden geçirilerek yanlışlar ayıklanmaya çalışılır.
 DEHB’nun tedavisinde ilaçlar önemli yer tutarlar. Dikkat arttırmaya ve davranışların
kontrol edilmesine yönelik ilaç tedavisi uzun yıllardır kullanılmaktadır. Stimülanların
bulunmasıyla ilaç tedavisinde ciddi gelişmeler olmuştur.

                    Günümüzde DEHB’nun tedavisinde Metylfenidat, dextroamfetamin
ve pemolin gibi stimülanların yanında bazı antidepresan ve karbamezapin’den yarar
görüldüğü bilinmektedir. Medikal tedaviden elde edilen sonuçlar çocuğun yaşı,
zeka düzeyi, ailenin tedaviye uyumu ve sebatı gibi faktörlerden etkilenmektedir.
Stimülanların devreye girmesiyle tedaviden elde edilen başarı oranı oldukça artmıştır.
Stimülanlar; tedavideki başarıları yanındı, güvenilir ilaç olmaları, çocuklarda bağımlılık
yapmamaları ve yan etkilerinin az olması nedeniyle tercih edilirler.
 Ülkemizde psikiyatrik
ilaç kullanımı konusundaki yanlış bilgilenmeler DEHB olan çocukların gerektiğinde
ilaç kullanmalarını da engellemektedir.

                        Ailenin yan etkilerden korkarak ilaç reddetmesi, tedaviyi geciktirmekte
ve sonradan geri dönüşümü olmayan sonuçlar doğurabilmektedir.
 Öğrenme
güçlüğü çeken çocuklarda özel eğitim programlarının uygulanması gerekebilir
. Kalabalık sınıflarda dikkatlerinin dağılması nedeniyle öğrenemeyen çocuklara
bireysel eğitim öğrenemeyen çocuklara bireysel eğitim desteği verilmelidir.
Olumsuz davranışların düzeltilmesi ve yerine olumlu davranışların konulması için
çeşitli destekleyici ve davranışçı tedavi teknikleri uygulanabilir. 
  

         DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU

-          Çoğunlukla elleri ayakları kıpır kıpırdır ve oturduğu yerde kıpırdanıp durur.

 -          Çoğu zaman hareket halindedir ve bir motor tarafından sürülüyormuşçasına
koşuşturur durur, yükseklere tırmanır.

-          Oturması istendiğinde, oturduğu yerde bir müddet kalmakta güçlük çeker.

 -          Dikkati konu dışı uyaranlarla çabuk dağılır.

-          Zihinsel çabayı gerektiren ders dinleme, ders çalışma,
okuma ve yazma görevlerinden kaçar.
-   Ödevlerde ve sınavlarda
dikkatsizce hatalar yapar.

 -          Sabırsızdır, sırasını beklemekte güçlük geçer

-          Kendisiyle konuşulduğunda sanki dinlemiyormuş izlemini verir.

-          Sakin ve gürültüsüz biçimde oynamakta zorluk çeker.

-          Verilen yönerge ve ödevleri yapmakta zorlanır, bu işi tamamlamadan
diğerine geçer.

 -          Çok konuşur, sık sık başkalarının sözünü keser ve lafa girer.

 -          Çabuk unutur, sık eşya kaybeder.

-          Çoğu zaman sonuçlarını düşünmeden tehlikeli işlere gir